Throwback Thursday | Moda Dörtnala

28 Nisan 2016
Türkiye_Jokey_Kulübü

Merhaba,

Bugüne kadar birçok yayında, internet sitesinde ve blogda freelance çalıştım ve yazılarım yayınlandı. Bazıları kapandı, bir kısmı askıya alındı ya da kaldırıldı. Yazdığım her konu ve her kelime benim için çok değerli! O nedenle kendim için ve yazılarımlarım bir flashın içinde ya da solmuş bir derginin sayfalarında kalmasın diye elimde olanların hepsini perşembe günleri blogumdan tekrar yayınlayacağım. “Throwback Thursday” etiketi benim için eski yazılarım analamına geliyor ve artık blogda hayat buluyor!

Açılışı TJK’nın SESİ dergisinde yayınlanan ilk yazımla yapmak istedim. Türkiye Jokey Kulübü‘nde çalışırken dergisine moda ve atçılık temaları yazılarım yayınlanmıştı.

DSC_0140

En güzeli de eski yazılara bakıp kendi gelişimini görmek.

Konu ne olursa olsun yazmak nefes almakla eşdeğer benim için. Çok mutluyum ki profesyonel hayatımda da sevdiğim işi yapıyorum ve herkese bunu diliyorum.

Hayalin yaptığın işten farklıysa ve yapmak istediğin şeyden uzaklaşıyorsan ve bu seni mutsuz ediyorsa tekrar ediyorum bu seni mutsuz ediyorsa bırak! Ekonomik nedenlere tutunma, ekonomik nedenler yüzünden bırakamam o var, bu var deme! Senden önemli bir şey yok! Bırak gitsin sonra dön kendine koş hayallerine…

İşte bu yazı kendime doğru koşmaya başladığım ilk günlerin temsili benim için o  yüzden çok değerli, o yüzden çok özel!

Her perşembe eski yazılarım için takipte kalın…

İşte yazımın tamamı:

Moda Dörtnala

Yıllardır modanın devlerinden olan Hermés logosunda gururla taşıdığı at figürünü tamamen binicilik kıyafetlerine uyarlayarak Rider moda akımını başlatmış oldu.

Adrenalin, özgürlük, huzur, sabır, sabırsızlık gibi duyguları aynı anda yaşatan bir tutkudur binicilik. Öyle her yiğidin harcı da değildir. uyum ve denge unsurları içerir. Baş ve vücut her zaman dik, yüz ileriye dönüktür, asla geriye bakmaksızın ruhen ve bedenen dörtnala koşmaktır aslında. O nedenle yapılan sporlar arasında insana en fazla özgüven aşılayan spordur. Kıyafetleri de kendi gibi özel ve her istediğiniz kıyafet ile yapılamayacak kadar asildir binicilik. Kendine has pantolonu, çizmesi, eldiveni ve kamçısıyla bir bütündür. Kaskının bile adı Tog’dur. Asaleti sadece sporunda değil, kıyafetlerinde de olan bu spora artık moda da daha fazla kayıtsız kalamamış olacak ki, bu yıl binici modasını sundular bize.

Yıllardır modanın devlerinden olan Hermés logosunda gururla taşıdığı at figürünü reklamlarından ve eşarplarından sonra artık tamamen binicilik kıyafetlerine uyarlayarak Rider moda akımını başlatmış oldu. Kendi deyimleri olan “Moda değil, stil yaratıyoruz”u gerçeğe dönüştürerek 2011-2011 koleksiyonlarında tasarladıkları binicilik kıyafetlerinin sadece at binerken giyilmesini engelleyecek türdeki tasarımları ile bu kıyafetlerin sadece jokeylerin tekelinde olmadığını ispatladı bize.

Lüks giyim sektöründen Dior, Derek Lam, Chloé ve Paris 68’in de akımın öncüsü olan Hermés’in izinden gitmeleriyle binicilik modası resmen tescillendi. Öyle ki Her sezon defile sonu selamı ile sektörün en önemli parçasını belirleyen John Galliano bile binici pantolonu ve çizmesiyle selamladı dünyayı. Artık bu akımın önüne kimse geçemez. At ile binicilerin kıskanılan birlikteliklerini artık sokaklarda da görmek mümkün olacak.

At binme becerisi olan biniciliği herkes yapamayabilir belki ama Rider modası ile en az biniciler kadar şık olmak elinizde. O nedenle moda da dörtnala gidiyor bu sezon. Kimbilir belki de yıllardır aradığı özgüveni binici kıyafetlerinde arıyordur.

Yazıyı TjK’nın Sesi dergisinden okumak isterseniz buradan okuyabilirsiniz. (Sayfa 39)

Love,

Sinem

You Might Also Like

No Comments

Leave a Reply