“Gençliğime Sevgilerimle” Benim Değil Nil Karaibrahimgil’in!

19 Ocak 2016
Gençliğime_sevgilerimle_Nil_Karaibrahimgil

Merhaba,

Nil Karaibrahimgil’in 2014 yılında yazdığı bu yazıyla hiç karşılaşmadım. Ben daha çok onu dinleyenlerdenim okuyanlardan değil. İşte tam da benim gibiler için yazılarını söze döktü, yazdıklarını okudu Nil Karaibrahimgil youtube kanalında. Bu köşe yazısında ya da şarkısında -ne dersiniz bilemem- ama 17 yaşındaki haline öğütler veriyor.

17 yaşımı geçeli neredeyse 17 yıl olacak. Öyle geçmişine çok özenen insanlardan da olmadım hiç. Hep an benim için önemli ve mutlu olan ama dinlerken her söylediği şey içimde bambaşka mutluluklar, sevinçler yaşattı. Doğru bak bunu bu yaşta bile kavrayamadın dedirtti.  Seni bu kadar etkiler mi bilmiyorum, ne kadar merak edersin onu da bilmem ama ben dinledikçe ve hatta izledikçe unuttuklarımı fark edip mutlu oluyorum.

O nedenle Nil’in yazdıklarından Nil’e doğru kendime konuştum.

Korkma oku çok seveceksin. Okumayı sevmiyorsan videoyu izle sonra mor kısımları oku zaten her şeyi orada anlatıyorum. Katıldıklarım hakkında yorum yapmadım anlarsın sen 🙂

Zaman makinesi olsaydı ve kendi gençliğime, mesela 17 yaşıma dönseydim kendime şunları söylerdim; En önemli şey aşk onu doya doya yaşa, bu bir. Ne yapmayı sevdiğini bul ve sonra o sevdiğin şeyi yapabiliyor musun ona bak! Yapamıyorsan boşuna enerjini tüketme, yapabilenler yapsın.Yapıyorsan, dünyanın en şanslı insanlarından birisin dilini ısır kimseye söyleme.

=> Yapmayı sevdiğim şeyi buldum, uzun yıllar yapabilmenin yolunu aradım onu da buldum ama bulamasaydım gerçekten yapabilenlere bırakabilir miydim bilemiyorum, henüz bu kadar olgun muyum onu da bilmiyorum, neyse ki gerçekten bilmiyorum. Yapmayı sevdiğim şeyi aşkla yapıyorum onunla nefes alıyor onunla huzur buluyorum. O yüzden dünyanın şanslı insanlarından biriyim, dilimi de ısırdım ama söylerim, anlatırım ben bunu.

“Kimseye söyleme!” Yok olmaz bu konuda anlaşamayız Nil. İnanıyorum ki güzel şeyler paylaştıkça büyüyüp devleşiyor -belki arada sırada nazara inanabilirim- ama boşveririm hep dilimi ısırırım ama anlatırım da. Hem seninle mutlu olanlar zaten mutluluğunu arttırıp büyütecek. Hasetle bakanlar, kıskananlar da aslında sen bilmesen de yine seni büyütüyorlar. Belki çok Pollyanna ama kötü enerjiler havada iyileşir.

Sevdiğin insanlar bul, işlerini onlarla yapmanın yollarına bak. Hayat “YAP, ET, ÇALIŞ, BAŞAR”la geçiyor. Ve bu maraton çok sevdiklerinle geçerse iş yapmamış sürekli aşk yapmış olursun.

=>Sevdiğim işi sevdiğim güzel insanlarla yaptım hep. Hepsini sevmedim, sevemedim bazılarını sevmeye bile çabalamadım ama işte sevdiklerim hala hayatımda, gösterdiğimi değil gerçekten olduğumu görebiliyorlar. O yüzden bazen iş yapıyorum ama genelde iş değil aşk yapıyorum.

Birkaç kişinin elini sıkı sıkı tut. Onların dertleriyle dertlen, mutluluklarıyla uç, dediklerine kulak ver. Onları kaybetme. Her şey değiştiğinde senin en orijinal halini bilip sevenlere ihtiyacın olacak.

=>Sıkı tutmak da ne kelime o birkaç kimsenin boynuna asılıyorum ben. “Onlarla daha güzel mutluluklar başarılar, onlarla hafifler üzüntüler” Dedikleri, uyarıları, ikazları hep aklımda adımı bu kadar benimsemedim ben. Her şey değiştiğinde benim en orijinal halimi bilip sevenler, benim için gerçekten en iyisini isteyenler, benimle nefes alanlar onlar çünkü.

Kendini onunla bununla karşılaştırma. Başkaların kriterlerine göre seçim yapma! (yapma derken ki tonlamasına dikkat edin) O zaman başkaların gideceği yerlere gidersin. Oralarda ne işin var, senin yolun başka, yokuşların başka!

=>Kendimi onunla bununla karşılaştırırım elimde değil. Onların kriterlerine göre yaşamaya çalıştığım da oldu ama hep yuvarlandım o yokuşlardan. Artık yapmıyorum akıllandım diyemem belki yuvarlanmayı seviyorum bilemiyorum ama her seferinde kendimi bulduğumda daha çok seviyorum. Gerçekten benim yolum başka, yokuşlarım başka oralarda işim yoktu ama manzarada fena değildi!

Konu komşu ne der diye dinleme. Komşu senin hayatın hakkında topu topu 15 dakika konuşacak, Sense ölene dek onu yaşayacaksın.

=>İşte bu! İşim olmaz ne dedikleriyle… Ben zaten normal olmadığımı biliyorum.  Andy’nin dediği gibi 15 dakika ünlü olabilirler hayatımda ama başrol benim, üzgünüm!

Hareket et, her gün hareket etmeyi alışkanlık haline getir. Bir spora kafayı tak, dansa kafayı tak, satranca kafayı tak. Kafaya taktıkların ilerde yaldız olup üzerine yağacak, yaldız olup üzerine yağacak.

=>Neyse ki yaldızlarım da var Nil!

Her gün oku, her şeyi oku. Ağaç olmak nasıldır, Van Gogh olmak nasıldır, ikinci dünya savaşına katılmış olmak nasıldır, öğren! Bir gün hepsi yapboz gibi yapışıp sana inanılmaz gerçekleri gösterecek. Kızlar; zekadan, çalışıp başarandan, ve espriden hoşlanır. Erkekler; güzellikten, edadan ve huzurdan hoşlanır.

=> Ben huzurdan da hoşlanıyorum. Suratsız, suskun, keyifsiz insanlarla başım ağrıyor kaçıyorum. Yani demem o ki kızlarda huzurdan hoşlanır Nil!

Hayat alışkanlıklarla yürüyor. Bir şeyi iyi yapmak istiyorsan hemen alışkanlık haline getir. Alışkanlıksa tekrarla oluyor. Beyin böyle programlanıyor. Bir şeyi sürekli yaparsan başka şeyi düşünmüyor, onu hep öyle yapıyor. O yüzden alışkanlıklarına çok dikkat et! Neyi alışkanlık yaparsan hayatın ondan oluşacak unutma.

=>Alışkanlıklarım hayatımmış fark ettirdin. Bazıları güzelde bazılarından  çok korktum Nil…

Erken kalkmak kulağa berbat geliyor, biliyorum ama “erken kalkan yol alır” hayatımda duyduğum en doğru şey. Bazen saat 8:30 da üç şey bitirmiş oluyorsun ve inanamıyorsun zamanın göreceliğine.

=>Erken kalkmak işte ben! Sanırım yazdıklarından kendimi aynaya bakarken bulmuşum gibi en yakın gördüğüm 2. şey (birincisi birazdan) her sabah 5:30’da kalkıp gün doğana kadar yaptıklarım hep mutluluk Nil yol aldırıyor mu bilmem ama huzur verdiği gerçek!

Dedikodu yapma! Dedikodu nasıl bir şey biliyor musun, böyle evinin içine çöp boşaltmışsın gibi. Ağzını, içini, evini kokutuyor. Rahatlatır sanıyorsun ama pisletiyor insanı. Gül geç. Hem dedikodu yapanların başına mutlaka ayıpladıkları, beğenmedikleri, çekiştirip durdukları şey gelir unutma. Hayatın mizah anlayışı böyle.

=>Dedikodu! Hımmm anlaşamayabiliriz sayın Karaibrahimgil. Dediklerine katılıyorum, iyi hissettirmiyor evi de pisletiyor ama gıybet seviyorum ben 🙂 Hayatin mizah anlayışı, Tanrının sopası ne dersen de! Bana göre karma! Cezasını çekmediğim bir dedikodum ya da kınamam olmadı ama yine gıybet rocks bazen Nil…

Kızlar güzel mi güzel bir kadın olduğunuzda kendi atınız olsun. Kendi paranızı kendiniz kazanın, onu şakır şakır harcayın. Böylece ayrılıklarla ve boşanmalarla attan inip eşeğe binmezsiniz. Atınızı kimse altınızdan alamaz. Dört nala başka yere gidebilirsiniz.

Erkekler; yakışıklı mı yakışıklı bir erkek olduğunuzda kadınlara çocuklara ve hatta birbirinize asla el kaldırmayın. O güç, güç değil! Kaba kuvvet o. Korkudan kaynaklanır. Kaybetme korkusundan. Ve kimseyi avucunuzda sıkarak elinizde tutamazsınız. Tam tersi avucu apaçık bırakacaksınız.

Kimseyi suçlama! Suçlamak; nasıl diyim, zehirli bir duygu. İnsanı frenler, insanı kurban piskolojisine sokar. Atıl bırakır. Hatta şimdiden duvara “kendimi suçlu hissetmiyorum” yaz. “Kendimi suçlu hissetmiyorum. Kendimi suçlu hissetmiyorum. Kendimi suçlu hissetmiyorum” yaz. Çok faydasını göreceksin.

Ceplerden, bilgisayarlardan televizyonlardan uzak bir saat ayır kendine. Kendinle sosyalleş yoksa unutursun nasıl biri olduğunu. Hayatın, sana başkaları tarafından yansıtılmayan bir aslı var. Onu dinle deniz kabuğu dinler gibi. Yalnızlığını kimseye verme. Yalnızlığın hariç her şeyi paylaş. Çünkü hayat paylaşınca güzel.

=> İşte kendimi bulduğum 1. şey! Kendimle sosyalleşmek. Garip ama en iyi düşünebildiğim yer giyinme odam. Oraya kapandıysam olur olmaz saatlerde -ki genelde sabahın körüdür görmezsiniz- kendime dönmüşümdür, bazen küllerimden döner bazen de kül olması gerekenleri yakarım. 

Her gün şükret! Teşekkürü dualarından asla eksik etme. Teşekkür kadar insana iyi gelen bir şey yoktur. Bir şeyi istemekten dilemekten bile iyidir. Sıcacık yapar ruhunu. Bende ki bana yeter, hatta artar bile dünyanın en güzel felsefesidir. Birinden bir şey isteme onun yerine birine bir şey ver, bak neler olucak seyret sonra.

Karanlık günler olacak. Düşeceksin de. Yaralar da açılacak. O zamanlarda şunu unutma; Tünel bitecek. Kalkacaksın da, kabuk da bağlayacaksın. Sevdiklerine bakıp usanmadan “Seni seviyorum. Seni çok seviyorum” de. Hatta ” sen ne yaparsan yap, kim olursan ol seveceğim” de.

=>Seni seviyorum. Seni seviyorsam bunu zaten duymuşsundur benden. Bil ki seni seviyorsam bunu daha çok da duyacaksındır. 

Korkma, korkmaktan da korkma. Ödün bile kopsun. Sonra kapa gözünü bas karanlığına. Belki biri taş döşemiştir, kim bilir…

Böbürlenme, Kibirlenme, Köpürme. Abart, Çoğalt, Parlat. Böbürlenme, Kibirlenme, Köpürme. Abart, Çoğalt, Parlat.

Her gün bir yazar tarafından hayatının hikayelendirildiğini düşün ve dinle. Böyle bir kahraman olmak ister miydin? İstiyorsan başarıyorsun. Ne mutlu sana.

İşte böyle Nil yazdı ve konuştu ben kendime göre yorumladım. Kendine öğütledi ben üzerime aldım cevapladım. En sevdiğim yazılarımdan oldu. Seviyorum seni Nil ama böyle de güzel yazılmaz, bu kadar da güzel olunmaz!

Love,

Sinem

 

 

You Might Also Like

No Comments

Leave a Reply