ALIŞVERİŞ TURU

18 Ekim 2011

Merhaba,

İkinci günüm alışveriş turu ve kızlarla yemek ile geçirmek üzere erken başladı. Daha uzun zaman kalacağım o nedenle birden alışverişe boğulma istemiyorum ama yinede tutamıyorum kendimi. Tabii dönüşte bavul parası vermemek için fazla uçmamalıyım. 28 kilo geldim. Bakalım kaç kilo döneceğim.

Burası fazlasıyla soğuk olduğundan ilk iş Schneider’a uğramak oldu. Bol bol hırka aldım. Kaç kat giysem de ısınamamak gibi bir huyum var ne yazık ki.

Bu mağaza biraz pahalı olsa bile bayılıyorum iç dekorunda. Üstelik içinde her markayı bulabiliyorsunuz. Bu orkideler beni bile etkiledi. Üstelik canlılar.

Mağazanın içindeki dekordan biride şehrin eski silueti idi.

Açıktığım da en basit ve benim en sevdiklerimden biri olan patatese saldırdım hemen. Beklerken neredeyse dekoru yiyecektim.

Bu da güzel mağazalardan bir diğeri.

Daha fazla oyalanmadan üstümü değiştirip hemen kızlara yetiştim ve önce Havana’da ne olduğunu bilmediğim bu müthiş mamayı yedim ve tabiî ki bitiremedim. Havana Restaurant’ta daha sık sık gideceğim için şimdilik orayı anlatmayı es geçiyorum.

Sonraki durağımız ise beyaz koltuklu Mea Mea Lounge oldu. Şaşırtıcı biçimde bomboştu, buradaki her yer gibi. Saat 8‘den sonra sokakta insan bulana aşk olsun. Banana bilmeme ne içtim ama karpuz frozendan farklı değildi.

İçinde Brooklyn Köprüsünü barındıran barda resim çekmeyi ihmal etmedim tabii…

Yedim, içtim, gezdim, son pozumu da verdim, bir sonraki posta kadar.

Love,

Sinem

You Might Also Like

No Comments

Leave a Reply