Son Kale Düştü | Hamileyim!

10 Ocak 2017
sinem_aydinoglu_hamile

Başlık çok yakın bir arkadaşımın hamile olduğumu söylediğimde verdiği cevaptan çıktı. Hatta hamile olduğumu söylediğimde “Senin hamile olduğuna inanamıyorum artık resmen son kalemiz düştü” dedi ve bu duyduğum en güzel ve benim gibi bebeklerle arası olmayan biri için en doğru tepkiydi. Fakat istenmeyen bir bebek değil onu da üstüne basarak belirtmek isterim…

Şimdiden uyarayım okuyacaklarınız normal insanların yaşadığından biraz farklı bir hamilelik olacak. İlginç hamilelik hikayesi yani. Yargılayacaksanız hiç okumayın bence! Fakat olurda okursanız eğlenirsiniz ona da emin olabilirsiniz. Hazırsanız başlıyorum…

hamileiğin_34._haftası

Öncelikle kim derdi ki ben hamile kalacağım! Mesela ben demezdim. Hatta çocukları deli gibi seven ve hep çocuk hayali olan Arı ile evli olmasam hiç çocuk yapmazdım. Çünkü çocuklarla aram yok, ben sadece oyun arkadaşıyım oda benim canımın istediği kadar –yani en fazla 2 saat- Onun dışında ne yemek yemelerine ne tuvaletlerine ne de masallarına karışırım. Oyunumu oynar kaçarım. Üstelik sadece sevdiğim çocuklara karşı. Mesela her çocukla da oynamam; tepkisiz, donuk, soğuk çocukları sevmem. Çocuklarla aram böyle, bebeklerleyse aram diye bir şey yok. Zaten korkuyorum onlardan ben, çok bebekler, küçükler ve kırılır gibiler. Üstelik herkes bayılıyor ama bence süt kokuyorlar öyle kült bir koku değil bana göre…

gebelikte_34._hafta

Durum bu! Tekrar ediyorum yargılamayın, bebek isteyenleri “Ay ne güzellllll” cıvıltıları ile dinlerken sevmeyen birinin hikayesini de okumayı deneyin ve değişimi görün!

Çocuk Yapmaya Nasıl Karar Verdim?

Çocuk yapmayı düşünmediğimi söyledim. Arı çok istediği için ve boşanmaya karar verene kadar yapmayı da düşünmüyordum. Mutlaka yapacaksam da 34. yaşımdan önce asla da yapmayacaktım. Ve tahmin edersiniz ki 34 yaşımdayım ve yıllardır gelen baskılardan kaçabildim ama büyük bir isyan sonunda “iyi tamam off” ile pes ettim. 34 yaşın nedeni 35’den önce olması, başka bir anlamı yok! Bir nevi köprüden önce son çıkış. Böylece 2.’ye sabır kalmasın, menopoz yaklaşsındı 🙂

35._hafta_hamilelik

Öğrendiğim anda herkese itinayla isim takan ben, karnımdakine de taktım tabi ki. Onun adı “çıkıntı” o günden beri de hep çıkıntı diye bahsediyorum. Eh, ayva göbeğime gittikçe kat çıktığı için adının hakkını fazlasıyla veriyor 🙂

Hamile Olduğumu Öğrendiğim Anda Verdiğim Tepki?

“Oooo Aman Allahım ne harika bir duygu”, “Duyduğum anda müthiş hissettim”, “Dünyanın en güzel hissi, kalbim bile bir başka çarpıyor” falan yok öyle bir şey! Fark ettiğim anda ilk söylediğim şey “keşke biraz daha zayıflasaydım” oldu. Çünkü karar verdiğim anda içtiğim folik asit bana 4 kilo aldırdı. Tam 63 kilo hamile kaldım ki hayatımda bu kadar dobiç hiç olmamıştım. Tamam, karar verdiğimde de ideal kilomun tam 7 kilo fazlasındaydım ama idare edebiliyordum ve sürekli “zayıflarım yaaaa” diyordum. Meğer folik asitle mümkün değilmiş.

35._hafta_gebelik_fotoğrafı

Folik Asit Şişmanlatır mı?

Valla ben 4 kilo aldım. Belki başkaları şişmanlamayabilir ama benim iştahımı açtı. Üstelik yemek yemeğe tutkun bile değilim. Sonuç 4 kilo fazlası oldu! Bir de biraz sinir yaptı 🙂

Karar verdikten sonra başlandı tabii Folik Asit hapına. Migrenim olmasına rağmen ilaca şiddetle karşı olduğumdan en zorlandığım şey zaten bu hap içme seremonisiydi. Günde 3 tane hepsini bir kere de aldım. O zaman ki doktorum bu şekilde içebilirsin demişti. Bu arada harika bir doktorum olduğunu düşünürken hamileliğimin 26. haftasında doktorumu değiştirdim. Sanırım hayatımda verdiğim en doğru kararların ilk 5’ine bunu sokabilirim.

Galatada_hamile_fotoğrafları

Doktorum Kim ve Tavsiye Eder Miyim?

O haftadan sonra doktorum Herman İşçi. -Bu konuda Ayşegül abla sana sonsuz teşekkürler- Her konuda tam bana göre. Özellikle kontrollerde ne fazladan iki kelime ediyor ne de mıc mıc konuşmaları var. Bebekle ilgili bilgileri alıyorum ve gerekli şeyler nelerse onları konuşuyoruz. Eğer öğrenmek istediğim bir şey varsa en güzel ve ayrıntılı bir şekilde ve hatta aklımda en ufak bir soru işareti bile kalmayacak şekilde anlatıyor ve vedalaşıyoruz. Üstelik en güzeli ise eğer sezaryen istemiyorsanız konusunu bile açmıyor, istiyorsanız da buna sonsuz saygı duyuyor. Ne diretme ne de yönlendirme yapıyor. Özellikle birçok doktorun yaptığı gibi sezaryen için bahane üretmiyor.

hamilelikte_35._hafta_fotoğrafları

Eğer normal doğum yapamayacak bir durumum olursa ve Herman Bey sezaryen yapmak zorundayız derse bunun gerçekten gerekli olduğuna emin olacağım. 40. haftayı geçtiği için ya da tatile gideceği için değil gerçekten sağlık sebebiyle söyleyeceğine emin olduğum için o durumda yapacak bir şeyim kalmayacak. (ona giden arkadaşlarım ve yakınlarımdan da biliyorum) Güven önemli, doktorunuza güvenmiyorsanız ya da en ufak bir şüphe bile varsa değiştirin demiyorum –bu çok iddialı bir cümle olur- ama Herman İşçi ile mutlaka bir kere tanışın diyorum. Hatta tanışmak ve hakkındaki her şey için burayı tıklayabilirsiniz.

Mesela beni en etkileyen cümlesi geçen hafta ki kontrolümde oldu. “Doğanın kanununa hiçbir şekilde karışmayacağız bebek ne zaman gelmek isterse o zaman hazır olacağız.” oldu. Evet, ödüm patlıyor ama normal doğum yapmak istiyorum. Çünkü benim gibi doğum günü aşığı birinin çocuğunun doğum gününü ne doktorun ne de ben ya da başka bir kimsenin seçmesine karşıyım. “Çıkıntım” kendi doğum gününü seçsin, kendi istediği zaman gelsin istiyorum. Onun dışında sağlıklı olanı bu ama sezaryen yaptıranlara karşı değilim. Benim nedenim doğal olmasını istediğimden kaynaklanıyor.

Serdarı-Ekremde_hamile_fotoğrafları

Hamilelikte Yaşadığım Değişiklikler ve Hamilelik Süreci!

Normalde bebek konusunun bulunduğu ortama girmeyen, uzun doğum hikayeleri anlatılırken bir kulağından bile girmediği için çıkmasına gerek kalmayan ben, hayatlarındaki en büyük başarıymış gibi hep çocuklarından bahseden insanlardan nefret ettim, etmeye de devam ediyorum. Askerlik hikayelerini bile daha heyecanlı dinleyebilirim. Sevmiyorum ve gereksiz geliyor. Merak ettiğim şeyleri doktoruma sorup ya da okuduğum kitaplardan öğreniyorum. Çok merak ettiğim bir iki şeyi sorduğum oldu ama o kadar. Bu konu en sinirimi bozan konuydu hep. Hım bir de biz konuşması 🙂 yürümeye başladık, diş çıkartıyoruz, uykumuz geldi, kakamızı yapamıyoruzlar. Iyyyy böyle konuşmayacağıma eminim ama olurda bir gün ağzımdan kaçarsa koca bir yumruk atın isterim suratıma.

Hamile_fotoğrafı

Hamile olunca gereksiz ilgi bekleyen insanları da sevemedim hiç. Sırf bu yüzden şirketteki ve hayatımdaki en yakın arkadaşlarım dışında inkar edemeyeceğim duruma kadar kimseye söylemedim zaten. Yok öyle nazarla alakası yok o tarz şeylere de inanmam zaten ama ay öyle oturma, ay zıplama, ay ağır kaldırma, ay şunu ye dedikleri anda Matrix filmindeki Trinity tekmesi atacağımı bildiğim için mümkün olduğunca bol elbise ve gömleklerin ardına sığındım. Neyse ki beni yeterince tanıdıkları için öğrendikten sonra da ilgi göstermedi kimse.

İlk Bebek Tekmesi

Fakat bu süreçte 180 derece olmasa da 90 derecelik bir açı ile değiştim. Evet, yine bu muhabbetlere giremem ya da biz konuşmaları yapmayacağım ama biraz kırıldım. En azından gerekli şeyleri konuşabiliyor ve çıkıntı ile ilgili soru sorulduğunda “offfff” demeden cevap verebiliyorum. Ama ana rahmine düşer düşmez ya da aradan belli bir zaman geçtikten sonra olmadı bu. Çıkıntımla ilk iletişim yaşadığım anda bende değişim başladı. Sanırım ilk tekmesini hissettiğim andan sonra oldu.

sinem_aydınoğlu_33._hafta

Hatta ertesi gün detaylı ultrasona gideceğim hafta olduğu için çok net hatırlıyorum. Öyle muazzam bir tekme değil sanki balık çırpınması ya da kelebek uçuşması gibi bir şeydi. O günden sonra şiddeti yavaş yavaş arttı. Şiddet arttıkça sevmeye başladım. Bazen tekmeye parmakla ittirme karşılığı vermedim değil ama hamilelikle ilgili en çok sevdiğim şey hareket etmesi oldu. Doğum yaptıktan sonra da en çok özleyeceğim şeyin bu tekmeler olacağına eminim.

Gün geçtikçe ve tekmeler sıklaştıkça daha çok bağ kurdum. Tekme atması gerektiği halde uzun aralıklarla tekme atmadığı zamanlarda endişelendim ve gözlerim doldu. Sırf tekme atsın diye hiç sevmediğim halde çikolata bile yedim. Migreni olan ve çikolata yediğinde şiddetli başı ağrıyan bir insan için ne kadar özverili bir şey olduğunu bilemezsiniz.

Zaman ilerledikçe sabah ilk tekmesinde günaydın, yatarken iyi geceler demeye, normal zamanlarda bir kere dönüp bakmayacağım baby hediyelerine bile tebessüm eder hale geldim. Eh, normal insanlar için bunlar çok büyük olay olmayabilir ama beni tanıyanlar ne kadar büyük bir değişim geçirdiğimi anlayabilir. Zaten en büyük değişimi yukarıda karnımı sıktığım fotoğraftan anlayabilirsiniz.

Hamilelikte Uyku

Günde maksimum 4-5 saat uyuduğum ve bunu mutlulukla yaptığım için beni en çok zorlayan şey “fazla uyku” oldu. Hatta bir cuma gecesi saat 19:50 de saate bakıp bir daha ertesi gün 09:00 a kadar uyumam kıyamet alameti bile sayılabilirdi. Hayatımda saat 10’u görmedim ki ben. Hafta içi keyfi 5:30 hafta sonu 07:00’de uyanırım ben. Tamamen keyif için. İşte bu en çok zorlandığım konuydu.

Hamilelikte Unutkanlık

Unutkanlığı muazzam yaşadım. Aynı hikayeyi beni bozmadan en az 4 kez dinleyen canım iş arkadaşlarım, yüzünde bu hikayenin sonunu biliyorum tebessümü ile bakan Eren, Ayşegül ve Arı’ya kocaman öpücükler. Hiçbir şeyi hatırlamıyordum, işin kötüsü hatırlamadığımı da hatırlamadım 🙂

gebelik_pozları_35._hafta

Hamilelikte Duygusallık

Tam bir efsaneydi. Özellikle bu yıl Cunda dönüşü yaşadığım bir hikayeyi paylaşmak istiyorum ki olayın vahametini anlayabilin.

15 temmuzdan bir hafta sonra tatile çıktık ve giderken normalde umurumda olmayan virajlarda oldukça tedirgin oldum. Nedense korkusuz ve umursamaz olmama rağmen gereksiz bir panik havası yaşadım Kaz Dağlarında. Giderken bütün arabaların kornalarına ve Arı’nın of poflarına rağmen 10’la gittik. Dönüşte de daha oraya gelmeden tedirginliğim başladı.

Benzin almak için benzinliğe girdiğimizde benzin kapağı açılmadı, Arı zorladı, benzinci zorladı ve kırmayalım dediler, biraz ilerleyin oradan alırsınız belki takılmıştır dedi benzinci. Gittik yok orada da takılıyor. Ben kafada kurmaya başladım tabii “Yolda kalacağız” diye. Biraz daha gidiyorduk ki ilerde o günlerde sık sık olan çevirme ve kimlik kontrolü için sağa çektik. O sırada aklım hala benzin kapağında olduğu için 15 dakikadır tuttuğum gözyaşlarım hıçkırıklara dönüştü. Polis hızlıca yanıma geldi ve “ablacım sen bizden mi korktun bu genel bir kontrol herkese yapıyoruz” dedi. “hayır ya benzin kapağı açılmıyor yolda kalacağız “ dedim. O sırada Arı “hamile memur bey her şeye ağlıyor bu ara” dediği anda polisin kahkahasını hiç unutmayacağım. Gülümseyerek “ooo abi senin işin var hadi geçin” dedi. Buradan da ağlama nöbetimi anlayışla karşılayan polise selam olsun…

Benzin kapağına gelince beni hıçkırıklara boğduktan sonra açıldı zıkkım.

Hamilelikte Aşerme ve Mide Bulantısı!

Aşerme ile ilgili yeterince bilgi sahibi değilim. Hatta hep bu görmemiş hamilelerin gereksiz kaprisleri olduğunu düşünüyorum. Sonra okuduğum bir kitapta vücutta eksik olan şeylerin istenmesi olduğunu öğrendim. Böylece karmamı pislettiğimle kaldım. Ne kadar doğru bilemiyorum ama kireç yiyen insanlarında olduğunu düşünürsek kapris olamayacak kadar saçma olduğunu kabul ediyorum.

Ben ve dolayısıyla Arı hiç aşerme olmadığı için çok rahattık. Normalde de kışın en çok yediğim meyve olan ayvayı her gün yedim. Ama zaten her kış yiyordum ve aynı miktarda yemeğe devam ettim. Sayılırsa bu da benim aşermem olsun 🙂

Hamilelikte mide bulantısı konusunda da anlatacağım tek bir şey yok. Evet, çok aşırı koku aldım ama 4 kez dışında midem bulanmadı. O 4 kez de zaten normal hayatımda da midemin bulanacağı cinsten kokulardı. Yani her iki konuda da çok rahat bir dönem geçirdim.

Hamilelikte Spor

Uzun zamandır spora ara vermiştim tam yeniden spora başladım ve her hafta düzenli tenis oynuyordum ki karar verildi ve çift çizgi sonucuyla tenise ara vermek zorunda kaldım. Hamilelikte plates yaptım ama asıl faydayı işte yemek arasında Galata’dan tüneldeki Starbucks’a çıkarken, her gün bol bol yürüyerek, bütün yaz yüzerek ve Taksim metrosu merdivenlerini çıkarak gördüm diyebilirim.

Spor yaparken de en rahat ettiğim taytlar ve spor giyim Ebru Şallı Loves Koton Koleksiyonu ve Victoria’s Secret Pink Active koleksiyonu oldu.

hamilelikte_yürüyüş

Hamilelikte Ayaklarını Uzatıp Dinlenmek!

O da ne? Her hafta yardımcım gelmesine rağmen, ne ütü, ne temizlik ne de o tarz başka bir şey yapmamama rağmen asla ayaklarımı uzatıp bir kere dinlenmedim. Çünkü sevmiyorum, bir de tez canlıyım. Bir şeyi birine söyleyene kadar elli kere yaparım.

Sürekli kendime iş çıkardım. Tertemiz giyinme odamın tüm kıyafetlerini boşaltıp iki gün bel ağrısından kıpırdayamayacak duruma gelene kadar tekrar dizip katlamak mı ve bunu birkaç kez yaptım, ağaçların tepesinde dut toplamak mı, koltukların yerini değiştirmek mi, ağır kaldırmak mı, koşup zıplamak mı, 30 kiloluk bavulu banttan tek başına indirmek mi derseniz hepsini ve daha fazlasını yaptım. Hiç sakınmadım kendimi. Geçen haftaya kadar futbol bile oynadım. Bu hafta artık kimse oynamıyor benimle 🙂 Bünyeme ters, doğru bir şey mi bilmiyorum, evde denemeyin ya da doktorunuza danışın ama enerjim yatmama müsaade etmezdi ne yapayım. Belki de bu yüzden bu kadar dinç bir hamile oldum diyebilirim. Buyurun bu da 31 Aralık fotoğrafı.

Hamilelikte Yaşanan Sıkıntılar

Tabii mecburen yattığım bir dönem oldu. Sevgili çıkıntım gerçek anlamda doğum günü hediyesi olarak kaburgamı çatlattığı için –hamilelikte kaburga ağrısı değil, çatlak!- önce 6 gün, sonra yeter daha fazla yatamam diyerek dayanamayıp işe gidip 2 gün sonra tekrar 4 gün yatmak zorunda kaldım. Hayır Twilight’daki gibi yarım vampirde doğurmuyorum derdi ne anlamamıştım ama annemin arkadaşı “Anası normal değil ki bebeği olsun” diyerek noktayı koydu! Tabii biraz büyüdüğünde o tekmenin intikamı en Spartalısından alınacak!

This_is_sparta

Çatlak iğrenç bir şeymiş. Benim gibi çok gülen biri için tebbesümün bile acıttığı, nefes almanın sızlattığı bir andı. Hatta alerjim çok olduğu için ve sürekli hapşırdığımdan hapşırmaktan ödüm kopuyordu.

Konu hamilelik çatlağı yani göbekte çatlağa gelirse. Yüzümündeki pürüzsüzlüğü babamın yaptığı makyaj çıkarma suyuna borçlu olduğum gibi göbeğimde bir tane bile çatlak olmamasını da onun yaptığı hamilelik çatlağı jeline borçluyum. Çatlak biraz da genetik deniyor ama ergenlikte birden aldığım kilolar sebebi ile kalçamda bir iki çatlağım vardı. Hamilelikte de olabilirdi ama olmadı. İlgilenenler benimle irtibata geçebilir.

Bir de yaklaşık 1,5 ay öncesi ellerimde uyuşma başladı. Umursamadım tabi ki fakat artık dayanamadığım noktada doktoruma danıştığımda Karpal Tünel Sendromu yaşadığımı öğrendim. Karpal Tünel sendromunun belirtileri parmaklarda uyuşma, yanma, elde görülen şişme ve kramp ve bileklerde şiddetli ağrıdır. Bende içerikçi olduğum ve haftanın 5 günü aralıksız yazdığım için bir anda çok hızlı ilerledi ve serçe parmağım dışında tüm parmaklarımda sürekli uyuşukluk, karıncalanma ve ağrı var. İlk zamanlarda telefon, bardak gibi hafif şeyleri bile tutamıyordum ama atel kullanmaya başladığımdan beri daha iyi. Fakat asla geçmedi ve doğum yapana kadar da geçmeyecekmiş. Kabullendim ama fotoğraflarda takmıyorum 🙂 Eh, imaj her şeydir.

Bu ikisi dışında sıkıntı yaşamadım.

Hamilelikte Nasıl Beslendim?

Hayatım boyunca cips yedim ve cipsler bana ne kilo yaptı (ideal kilomun dışında olmamım sebebi 4 senedir sporu bırakmış olmamdı) ne de sivilce yaptı. Belki genlerden dolayı şanslıydım ama hamile olduğum anladığım gün cipslerle yollarımı ayırdım. Hayır arama mesafe koymadım gerçekten bir tane bile ağzıma sürmedim.

Sigara zaten içmiyorum ama içki de içmedim. Özellikle bu yıl adada içemediğim şaraplar, rakı balık masasında muhteşem rakı kokusuna karşı koymak güç olsa da bir kadeh şarap zararlı değil diyenlerden değilim. Zararlı işte, dayanamayacak durumdaysan doktorlar bir kadeh içebilirsin dese de –eski doktorum demişti- bence yok öyle bir şey. Kimse kendini kandırmak için bahane aramasın. Ama kokladım…

37_hafta_hamilelik_fotografı

Hamilelikte beslenme kısmında da özel bir şey yapmadım, zararlı olan hiçbir şey yemedim. Zaten yasak olan sucuk, salam gibi sakatatları sevmediğim için bırakamama duygusu yaşamadım. En zor ayrılık cips ve McDonald’s Happy Meal menüsünün hamburgeri oldu. Ama çok özledim. Doğumdan sonra ilk iş McDonald’s hamburger yiyeceğim. Bir de şiddetli alerjim ve toksoplazma yüzünden 7 aydır sevemediğim köpeklerle yuvarlanacağım.

Bunlar dışında makarnaya ara verdim, bol bol sebze ve et yedim. Balık yiyemedim pek ama ceviz, badem ve kuru üzüm yedim. Süt sevmediğim için fazla süt de içemedim ama arayı peynir, yoğurt ve ayranla kapamaya çalıştım. Ekstra bir şey yapmadan düzenli beslendim. İki kişilik yemedim düzenli aralıklarla arttırdım yediklerimi.

Hamilelikte Kaç Kilo Aldım?

Kavgada bile sorulmayacak bir soru ama işte cevaplıyorum. Şu an 38. haftadayım ve tam 12,5 kilo aldım. Kaç kilo hamile kaldığımı söyledim. Burada resmen ilan etmeyeceğim, siz hesaplayın. Tabii bu kilo evde sabah aç karnına ve en hafif gecelikle, Herman Beyin ofisindeki kot ya da çizmeyle tartıldıklarım sayılmaz!

İlk 3 ay sadece 1 kilo aldım, sonrakileri ise yavaş yavaş aldım. Zaten 5,5 ay olana kadar hamile olduğumu söylemediğim ve anlamayan birçok insan vardı. Şimdi ise koca bir karnım var.

Yüzüm hamilelik şişkinliği olmadı –Yaşasın!- hatta neredeyse değişmedi. Aslında biraz dolgun dudaklara itiraz etmeyebilirdim ama iyi oldu böyle. Yüzümün şişkoluğu ise sadece aldığım kilolardan oldu. Bu konuda beni hiç üzmedi çıkıntım.

Hamilelikte Neler Giydim?

Bu konuda öyle şanslıydım ki hamile pantolonu dışında neredeyse hiç hamile bir şeyi almadım. Hamile modası denen şeye bulaşmadan kendi stilimi uyguladım. Üst bedenim zaten çok zayıf olduğu için genellikle Zara, Mango ve Oxxo’dan S yerine M ve L beden kazaklar – sonradan hepsi anneme kalacak- aldım. Mango’dan iki adet hamile pantolonu aldım ve bence dünyanın en rahat pantolonları oldu. 6. ayda M beden aldım ve hala giyiyorum. İki rengi vardı ikisini de aldım. Buradan ve buradan inceleyebilirsiniz rahatlığı garanti.

hamilelikte_38_hafta

Onun dışında A kesim elbiselerimin hepsine ve eteklerimin birçoğuna girebildiğim ve hamile kıyafetlerine şiddetle karşı olduğum için almadım. Çok ihtiyacım olduğunda yine aynı markalardan L beden elbiseler ile idare ettim.

Kalın çoraplara gelince sanki hamile olanların tek renk olması şartmış gibi bir tek siyah ve gri hamile çorabı vardı. En rahatı da HM’deydi. Ama benim lacivert, pembe, açık gri ve beyaza da ihtiyacım olduğu için çözümü Penti ve HM’den normalde 2 ya da M beden giymeme rağmen bu zamanda 4 ya da L beden aldım. Ne belimi sıktılar ne de çıkıntımı rahatsız ettiler. Bu bedenleri bulamadığımda 3 beden alıp bel bölgesini kestim 🙂 Hem ben mutlu oldum hem süsümden vazgeçmedim. Çorapsız da olurdu ama ben çok üşüyordum.

Paltolarımın hepsine sığdığım için palto da almadım. Hatta bu sezon aldığım iki paltoyu da S beden aldım. Önleri kapanmadı ama yorgan şallar ne güne duruyor.

Ayakkabı konusunda da hiç ayaklarım şişmediği için aynı ayakkabı ve çizmelerimi giymeye devam ettim. Tek sıkıntım babet yerine spor ayakkabı ve sürekli çizme giymek oldu. Spor dışında spor ayakkabı ile alakam olmadığı için bu duruma oldukça içerledim. Ama sıcak basması yerine ben fazlasıyla üşüdüğüm için mecbur kaldım. Yoksa babetlerim de oluyordu ayağıma…

Hamilelikte Asla Yapmayacaklarım

Dediğim gibi öyle bebek heveslisi ve bebeği olunca sektörün en cafcaflı şeylerine körü körüne bağlanan biri olmayacağım belliydi. Aşağıdakilerin de hiçbirini istemedim. Zaten bebek muhabbetine bile katlanamazken bunları hiç istemem. İşte nedenlerim!

Baby Shower! No Thanks!

Hayatım boyunca zaten bu tarz organizasyonları sevmedim. Ben kendime bile doğum günlerine aşık olduğum halde parti yapmadım bebeğe mi yapacağım. Baby shower, diş buğdayı, ilk adım poğaçası yok bilmem ne! Yapana itirazım yok ben nasıl istemiyorsam onlarda o kadar istedikleri için haklılar ve haklıyız ama ben istemedim. Sadece bana göre değil!

Doğum Fotoğrafı! No Thanks!

Bir asla asla asla daha! Ne öncesi ne sonrası ne de o an! Hayatımın en güzel fotoğraflarını zaten evlenirken çektirdim. Gerekirse ben çıkıntımın resimlerini de en güzel zamanlarında çekerim ama ilk doğduğu an yüzüm gözüm dağılmışken baby de henüz temizlenmemişken çekilen fotoğraflar çok gereksiz geliyor. O anı zaten unutamayacağım belli, ispata gerek yok! Hatta sonradan dönüp bakmayacağıma da eminim. Zaten bana o fotoğrafları gösterenlerinkine de bakmıyorum. O yüzden istemem sağ olun. Yapana ve hevesi olana asla karşı değilim sadece doğum fotoğrafı çektirmek de bana göre değil.

Hem zaten buradaki fotoğrafların dışında hamile tek bir fotoğrafım yok. Bunların da hepsi 34. haftadan sonra çekildi. Hatta Instagram hesabım da genelde belden aşağısı görünmüyor. Görünenlerde de karnım belli olmuyor. Bunları çektirmemin sebebi de artık bir tane bile hamile fotoğrafın yok abartma isyanlarından sonra oldu. Ama sonucu sevdim ve çok eğlendim.

Hastane Odası Süslemesi! No Thanks!

Bir saçmalık da bu benim için. Yani odada şerbetler, pastalar, kekler, balonlar görmek istemiyorum. Bana kalsa hediye vermek de saçma ama o bana kalmadı yüksek itirazlarla baş edemediğim için çıkıntım geldiğinde hediye ve çikolata ya da lokum hangisi olur bilmiyorum ama vereceğim ama o kadar! Öyle masa kurulmasıymış, her yer renklere bürünmesiymiş olmayacak. Kapı süsü de istemiyordum ama ona da itiraz edecek gücüm kalmadı o yüzden bu postun kapak fotoğrafının çerçeve içindeki hali olacak. En azından beni yansıtan ve kendi çektiğim bir fotoğraf olacağı  için de anlamı daha özel olacak. Hediye almak yani bana hediye almak isterseniz onunla ilgili bir sıkıntım yok. Louboutin, Dior, Manolo her şey mübah 🙂

sinem._aydinoglu_bebek_ayakkabısı

Sanırım bu sektör için hiç doğru bir insan değilim.

Doğuma Eşle Girmek! No Thanks!

Evet, korkudan ödüm patlasa bile Arı’yı orada görmek istemiyorum. Sakın yanlış anlaşılmasın doğuma eşi ile giren hamilelere karşı değilim ama bana göre değil.

O sırada ihtiyacım olan doktorum ve ekibi! Kısacası profesyoneller. Benimle aynı heyecanı yaşayacak ama beni sakinleştirmek için heyecanını gizleyecek o anı yaşayamadan tek görevi sakin durmaya çabalamak olan kimseyi o odada istemiyorum.

Tabii elimi tutması, çıkıntımın göbek bağını kesmesi harika olabilirdi ama rahat edemem. Zaten mümkün olsa sadece Arı’yla hastaneye gidip doğum yapmak ve herkese öyle haber vermek istiyorum ama ne yazık ki o da elimde değil! Bunu yapabilenler çok şanslısınız sakın bunu aklınızdan çıkarmayın!

Hamileliğin 38. Haftası

Yaa işte böyle, hamile kaldım, hamileliğimin 38. haftasına cumartesi girdim ve her an doğurabilirim. Buraya kadar okuma inceliğini gösterenlere teşekkürler.

Bu süreçte her zamankinden çok yazdım. Son zamanlarda işteki yoğunluğumdan ve elimdeki ağrıdan dolayı yazamasam da ilerde çıkıntıma hediye edeceğim henüz Arı’ya bile yasak olan bir günlük bile tutuyorum. Bir de fazla ilham dolduğum için hamilelikle ilgili bir kitap yazmaya başladım ama olurda bastırırsam kutsal annelik hisleri ile dolu olmayacağı için bol bol tepki alacağıma eminim fakat tam ben ve benim gibiler için harika bir kitap olacak.

38_hafta_hamilelik

Hayatımda hiçbir zaman evlenme hayali de kurmamıştım. Hatta Arı isyan edene kadar evlenmeyi düşünmüyordum da ama çok mutluyum. Belki bu durumda insanın en iyi arkadaşı, çok konuşabildiği ve bir o kadar da yanında susabildiği ve eğlenebildiği biri ile evli olmasının da verdiği şans yatıyordur.

Şimdi aynı potansiyeli çıkıntımdan da bekliyorum. Çılgınlar gibi çocuk istemedim ama çok eğleneceğime ve onu çok seveceğime eminim.

Benim için şans dileyin çünkü gönderdiğiniz her şansa ihtiyacım olacak…

Love,

Sinem

 

You Might Also Like

No Comments

Leave a Reply